Solmaz AKSOY 2011


 

Kuruluşumuzun 30. yılı kapsamında düzenlediğimiz sergiler dizisinin sonuncusu Solmaz Aksoy’un. Solmaz da, çalıştığımız bazı kadın sanatçılar gibi, sanat uğruna birçok özveride bulunacak kadar dirençli, ortaya koyduğu işlerde de bir o kadar duygu yüklü. 1984’de Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümünü bitirmesinin ardından; bir süre Kütahya Tavşanlı’daki Atatürk Lisesinde, resim ve sanat tarihi öğretmenliği yaptı. 1990’da başladığı İstanbul Üniversitesi  Kültür Merkezi Koordinatörlüğü ve öğretim görevliliği sürecini 2007 sonunda  noktalayan sanatçı, İstanbul Beyoğlu’ndaki atölyesinde yarattığı dünyasında, resim çalışmalarını sürdürüyor. Solmaz’la daha önce açtığımız sergiler hep okulla atölye arasına sıkışan zamanlarda oluşmuştu. Bu sergi daha geniş bir zaman dilimine yayılmış, daha derin gözlemlere dayanıyor.

Bozcaada’da kargaları fotograflarken, gözlerinin mavi olduğunu fark etmesiyle başlayan içsel yolculuğunun, yaşadığı kentte biriktirdikleriyle yan yana geldiğinde iyice hızlandığını söylüyor. Tarihin izlerini taşıyan sokaklarda atölyesine gidip gelirken, rahatsız edici eklentilere, kenti dört bir yandan saran ve hızla yükselen anlamsız yapılara bakarken, bir gün gökyüzünün kaybolduğunu fark etmiş. Kenti saran kargalar, yıllardır isyan duygusunu vurguladığı kule figürüne doğru kanat çırpmışlar. Kentin bozulmasına, gökyüzü giderek görünmez olurken yalnızlaşan insanın özlemine, umutlarına tanıklık eden kargalar. Umudu hep diri tutan inatçı, sevgi dolu 'mavi gözlü kargalar'. Giderek içselleşen karga figürü, yüzey üzerinde kurduğu kompozisyonlarla, doğadan ve doğal olandan uzaklaşan insana göndermeler yapmakta.

30.yıl sergi davetiyelerinde sanatçılara ilişkin yazılar kadar, sanat ve sanatın yaşam niteliğimizdeki etkisini irdeleyen konulara da değindik. Yaşananlara bakılınca, bu konuların ülkemizde sanki bilinçli olarak gözden uzak tutulduğu kanısı uyanıyor. Dünyada gelişmişlik açısından sıkıntılı ülkelere bakacak olursak, hemen hepsinde çağdaş sanatın da gelişmemiş olduğunu görüyoruz. Çağdaş sanat, batılı sanat demek değildir. Sanatın, yerel olmadan evrensel ve çağdaş olamayacağı bilinir. Batılı kavramı ya da batılılara daha gelişmiş toplumlar gibi bakma alışkanlığı sakat bir yaklaşım. Nerenin batı, nerenin doğu olduğu durulan yere bağlı. Doğumuzdaki ülkelere göre batılı, batımızdaki ülkelere göre de doğuluyuz. Önemli olan kendi dönemlerinde tüm insanlığa yol göstermiş, onları mutlu etmiş, düşündürmüş, irkiltmiş yapıtları olan sanatçıları iyi değerlendirerek, günümüzde yeni işler ortaya koymak. Picasso’nun geçen yüzyıl yapmış olduğu Guernica’sı Birleşmiş Milletlerin toplantı salonun duvarında ya da Da Vinci’nin yaklaşık 500 yıl önce yaptığı paha biçilemeyen Mona Lisa’sı  ünlü Louvre müzesinde, üstelik  de  yalnızca onun sergilendiği 6 milyon dolara mal olan yeni salonunda boşuna yer almıyor. Peki bizim topraklarımızdan çıkıp da, arkeolojik eser oldukları için sanat eseri değilmiş gibi bakılan, hatta daha da ileri gidilerek bazılarınca İstanbul Boğazındaki tüpgeçit inşaatını geciktiren çanak-çömlek olarak bile nitelendirilebilinen, ama paha biçilemeyecek kadar değerli oldukları ortaya çıkınca hemen sahip çıkmaya çalıştığımız binlerce yıllık eserler nerelerde? Batılılar acaba bu çanak, çömlek kalıntılarını neden kaçırdılar? Halbuki bizde ne güzel bahçe duvarı, ya da çeşitli inşaatlarda bedava yapı ve dolgu malzemesi olarak işe yarıyorlardı! Irak müzelerindeki eşsiz yapıtların acaba neden Amerikalıların Özgürlük Harekatı sonrası şimdilerde ABD’de olduğu söylenir? Çok şükür Mısır’da savaş çıkmadı da; halk, piramitlerini ve müzelerini üniformasız yağmacılardan koruyabildi. İstanbul’da korkuyla beklenen o deprem olsa, herhalde önce Topkapı Sarayının hazine dairesi yağmalanır! Biz ucube diye barış ve sevgiyi simgeleyen heykeli yıkarken, özenilen arap ülkeleri sanat fuarları düzenleyip biz de yasaklanabilecek işler ortaya koyabiliyorlar. Çağ geriye doğru atlanınca böyle oluyor demekki.


Ürünleri;



1

dans

2

gaku

3

gizli yakınlık

4

karınca duası

5

ağaçları yemeyin

6

Rahmaninof

7

rüya

8

umut 2

9

umut 3

10

umut

11

barbarları beklemek

12

cinnet şehri

13

fısıltı

14

hatıralar annen mi senin

15

kalbin uçar mı bazen

16

masal

17

mızıka sesli gece

18

sessiz çığlık

19

suç bende değil

20

sürgün

21

veda

22

yerinde yeller esen

23

nasıl bir iksir yapmalı

24

otoportre

25

rahmaninof II