Adil OCAK 2011


 

Adil Ocak’ın resimlerindeki doğa düşkünlüğünü yıllardır biliriz. Ağırlıklı olarak bahçe resimleri yapar. Ama bildiklerimiz hep Karadeniz’le ilgili çay bahçeleri, fındık bahçeleri gibi konulardı. Şimdi yeni bir boyut getiriyor. Fiziksel bahçelerden duygusal bahçelere doğru yelken açıyor. Gönlünün bahçesiyle, hem de arka bahçesiyle tanıştıracak bizi. Sanatçı olmanın avantajı bu olsa gerek. Yaş ilerlemesine karşın yeni denemelere doğru yönelebilme coşkusu, becerisi ve tutkusu gösterebilmek. Bu yazı kaleme alındığında birkaç resmin dışında bu bahçede bizi nelerin beklediğini tam olarak bilemiyorduk. O birkaç resmin verdiği ipuçlarından yola çıkarak Adil’in bizi yeni serüvenlere doğru sürükleyeceği söylenebilir.

Resimle ilgilenmeye başlayanlar ilk başlarda Adil Ocak’ın bugüne dek yaptığı türde resimleri yeğlemişlerdir. Sorunsuz, kolay anlaşılır, albenisi olan, izleyiciye mutluluk veren resimler. Birçok resimsever ilk aldığı bu tür resimlerden ilerde de vazgeçmez, hatta bazıları yalnızca böyle resimler toplarlar. Böyle resim yapan sanatçıların ortaya koyduğu ürünler toplumuzda neredeyse o sanatçıların adlarıyla anılır oldular. Biraz daha bilgili olduklarına inananlar bu tarz resimlerin tümünü tek potaya atıp “naiv” olarak tanımlarlar. Halbuki naiv resim, genelde eğitim almamış safyürek sanatçıların yaptıkları resimlere denir. Resmin ana ögeleri olan perspektiv, ışık-gölge vb özellikleri olmayan, derinliksiz, folklorik unsurlar taşıyabilen, daha çok renk ve titiz işçilikle kendini gösteren, sanatçısının duygularını, dünyasını yansıtan  resimler. Adil ve onun gibi eğitim almış sanatçıların çoğu kendilerinin naiv ressam olmadıklarını, eğitimli olduklarını, kendilerine göre bir tarz oluşturduklarını istedikleri kadar dile getirsinler, resimseverleri pek inandırabilmiş değiller. Hatta Adil bir adım ileri giderek kendi resmini fantastik olarak tanımlıyor. Bazı resimleri fantastik ögeler taşısa da, bu, onun resminin katı bir biçimde fantastik olarak sınıflandırılması için bizce yeterli değil. Sanatçıları sınıflandırmak gerekli mi, o da ayrı bir konu. Birçok sanatçı farklı zaman dilimlerinde farklı eğilimlerde ürünler verebilirler ve vermişlerdir.

Adil Ocak salt resim yapan sanatçılara kıyasla biraz daha farklı bir konumda. Yıllarca devlet okullarında hocalık yaptıktan sonra şimdilerde ressamlığının yanısıra resim dersleri veriyor. Sanatseverlerimizin bir bölümü okuldaki eğitimleri sırasında ıskaladıkları eğitimi daha sonraki yıllarda kurslara giderek ya da özel ders alarak giderme olanakları arıyorlar. Çoğu sanatçı olma güdüsüyle bu gecikmiş eğitimlere katılırlar ama çok azı bu amaca ulaşabilir. Sanatçı olamayanların en büyük kazançları ise bu kurslarla resme/heykele bakmayı, bunların yapılışlarındaki zorlukları ve incelikleri öğrenmeleri, bunun için gerekli olan düşünce ve bilgi donanımını almalarıdır. Sanatın yaşamlarına kattığı niteliğin, zenginliğin farkına vardıklarında, kaçınılmaz olarak işin temeline inmeye çalışırlar. Söz yine dönüp dolaşıp orta öğrenim sırasında ıskalanan, küçümsenen, genelde kaytarılan resim ve müzik derslerine dayanıyor. O eğitimi almamış, önemsememiş dolayısıyla da yaşamın biçimlenmesindeki etkisini kavramaktan çok uzak olan yöneticilerin bilinçli ya da bilinçsizce belirlediği eğitim programlarının olumsuz etkisini ilerki yaşlarda anlayanların bir bölümü bu eksikliklerini kurslarla gidermek gereğini duyuyorlar. Adil de bunun için elinden geleni yapıyor


Ürünleri;



1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20