Aynur OCAK 2011


Bir şeyin altıyla üstünü iyi ayırt etmek gerekir. Özellikle günümüzde buna çok dikkat edilmeli. Bu sergimizde camın altına yapılan resimler sınırlıyız. Saydam bir şeyi türlü şekillerde boyayarak çok farklı bir görüntü vermek mümkün. Verilen görüntü ne olursa olsun başlangıçtaki saydamlığına karşın arkası pek görülmez. Bu tür resmin ilk yapılmaya başlandığına camdan başka saydam malzeme olmadığından adına camaltı denmiş. Camın altının hangi taraf olacağına her ne kadar sanatçı karar verse de yapım tekniği konusunda onu bağlayan kurallar var. Camaltı resmi diğer resimlerden ayıran en önemli özellik diğer resimlerde son olarak atılan desen, kontur ya da fırça darbesinin camaltı resimde daha işin başında çok iyi tasarlanarak uygulanmasıdır. Sanatçı imzasını bile işe başlarken atmak zorundadır. Bu nedenle zaman zaman bitmemiş ama imzalı camaltı resimle karşılaşılır. Bu resim tekniğinde son atılacak olan fırça darbesi ilk olarak atıldığından sonradan düzeltme yapma olanağı da yoktur. Boya katmanları üstüste gelir. Yani camaltı resmin yapım aşamasında sanatçı ne yapacağını önceden çok iyi tasarlamış olması, uygulama sırasında da çok titiz, disiplinli ve sabırlı olması gerekir. İster eskiden olduğu gibi cam üzerine ya da günümüzde örneklerine rastladığımız gibi başka saydam malzemeler üzerine yapılsın yüzey son derece temiz olmalıdır. Yüzey başka -göz- boyamalarda da olduğu gibi son derece kaygan. Eskiden boyanacak yüzeye boyayı tutsun diye arap zamkı ya da yumurta akı sürülürken günümüzde çok daha iyi yapıştırıcılar kullanılmakta. Aynı şey boya için de geçerli. Eskiden toprak boya kullanılırken günümüzde suluboyadan akriliğe, yağlıboyadan guvaşa kadar hertürlü malzemeyle çalışma yapılabiliyor. Bu yeni malzemelerin ne kadar kalıcı olduğu ise ancak özelliklerini yitirmeden ilerki kuşaklara aktarabildiklerinde anlaşılacak.

Camaltı resim sanıldığının aksine bir tek bizde uygulanmış bir sanat dalı değildir. Gerek bizde gerekse diğer ülkelerde daha çok dini konuları işleyen yazı resimler, halk hikayeleri, kahramanlıklar resmedilmiştir. Bu sanat dalını artık eskiden olduğu gibi halk sanatçıları değil eğitimli sanatçılar yaşatmaya çalışıyor. Tekniği nedeniyle üretimi, kırılganlığı nedeniyle de korunması zor olan bu ürünleri yapmayı ülkemizde sürüdüren sanatçıların sayısı birkaç kişiyle sınırlıdır.

Aynur Ocak bu dalda ülkemizi yurtdışında da temsil eden birkaç sınırlı sayıdaki sanatçılardan biridir. Sürekli yeni arayışlar içerisinde olan Aynur, ağırlıklı olarak Anadolu Efsaneleri ve mitolojik konuları işliyor. Bu sergide özel cam fanus içerisine özel geliştirilmiş aletlerle yapılmış camaltı resimler de yer alıyor. Fanusa dışarıdan bakıldığında ne kadar güzel güzel görünürse görünsün içeriden dışarısının hiç görülmemesi bize başka şeyler de çağrıştırabilir.


Ürünleri;



1

Tavus Kuşu

2

Denizler Fatihi

3

Şahmaran

4

Valide Sultan

5

Şahmaran

6

Nurbanu Sultan

7

Kösem Sultan

8

Hünkar Tepesi

9

Kafeste

10

Narlı

11

İkili Tavuskuşu

12

Kadın Efendi

13

İkizler

14

Tavusların Düğünü

15

Güllü Şahmaran

16

Saltanat Kayığı

17

Mavili Şahmaran

18

Hayat Ağacı

19

Sadabad

20

Zindan Sultanı