Burcu ŞAHİN 2011


Başkalarının emek, varlık ve yaşam biçimlerine el koyma eğiliminde olanların sanatla ilgili bilmesi/öğrenmesi gerekenler var. Sanat eserlerinin büyük maddi değerleri olduğunu anlatmak tek başına doğru bir yaklaşım değil, daha doğrusu eksik. Ama bazılarına konuyu yalnızca bu yönüyle anlatabilsek bile -çünkü parayla ilgili konuları hemen kavramakta üstlerine yok- belki zarar vermekten vazgeçer, hatta büyük bir olasılıkla sahip bile çıkabilirler. Acaba neden savaşlarda ganimet olarak öncelikle kültür hazinelerine el konur ve savaşların üzerinden yıllar geçtikten sonra bile geri verilmez? Acaba neden maddi güçle elde edilen sanat eserleri ülkelere büyük itibar sağlamakta, özel koleksiyonlar ülkeleri dolaşarak sahiplerine hem itibar hem de büyük paralar kazandırmaktalar? Neden dünyanın en büyük kuruluşları kendi adlarıyla anılan müzeler kurmaktalar? Gülbenkyan'ın, Paul Getty'nin ve birçok başka koleksiyoncunun yanı sıra şu sıralar İstanbul'da sergilenen, yaşamında topu topu 140 resim yapmış Frida'nın resimlerini de toplamış olan Rus asıllı Meksikalı German Ailesinin adını bu sanat eserleri olmasaydı acaba hiç duyarmıydık? Miras kavgalarında ya da boşanmalarda sanat eserleri neden hep en büyük sorun kaynağı olur? Ya da yerli koleksiyoner ya da müze kurucuları. Bunların hepsi eksik akıllı dabunlara sahip olmak ve yaşatabilmek için bunca savaşım veriyorlar. Peki ya onların topladıkları işleri yaratanlar? Hemen hepsi ömürlerinin büyük bir bölümünü -çoğu tamamını- büyük sıkıntılarla geçirirler. Ama yarattıkları ürünler, bu ürünleri paylaşanların mutlulukları onlara bazı sıradan insanların anlamakta zorluk çekecekleri öyle hazlar verir ki yaşadıkları sıkıntıları farkına varmazlar ya da hemen unutuverirler. Bazıları çok başarılı oldukları mesleklerinden, kurulu düzenlerinden sanat uğruna vazgeçmişler, sıkıntıları büyük bir yüreklilikle göğüslemişlerdir. Bunun özgün bir örneği yıllardır birlikte çalıştığımız, çektiği sıkıntıları yakından gözlediğimiz Burcu Şahin. 1957 Muğla doğumlu Burcu, 1974 de TED Ankara Kolejini, 1980 de Devlet Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra uzun süre yaptığı mimarlığı 1996 da bırakarak yalnız resim yapmaya karar verdi. Son üç yıldır yaratıcı güdüsünü dizginleyemeyerek resmin yanı sıra önce keçe, şimdi de metal heykel yapmaya başladı. Metalin belki direncini, belki korumacı yapısını belki de sağlamlığını sevdiğini söylüyor. Yalnız formuyla ve boyutuyla değil malzemesiyle de güçlü bir görünüm veren metalin şu sıra farklı bir türüyle çalışıyor. Telle. Herkes gibi onun da aklına kısıtlanan özgürlükler gibi kavramlar gelmesine karşın o bu malzemeyle kısıtlayanla kısıtlananı bir araya getirme çabasında. "Her zaman resmimde kullandığım sert kontrastları ya da çatışmaları heykellerimde de farklı malzemelerle ortaya koymaya çalışıyor, sert malzemeyle naif ifadeler sunabilmek istiyorum. Narin bedenlerde saklanamayan gücün varlığını anlatıyorum."

Sergide fiyatları 200-2000$ arasında değişen 14 ü tel heykel toplam 26 ürün bulunmaktadır.

Resimleri büyütmek için üzerine tıklayınız.


Ürünleri;



1

2

İki kuş

3

4

İsimsiz I

5

İsimsiz II

6

İsimsiz III

7

İsimsiz IV

8

İsimsiz V

9

10

Torso

11

Roma Çeşmesi

12

Serçe

13

14

15